Sergi 1

2007, Chiba, Japonya

2007, Osaka, Japonya

2010, Nevşehir Müzesi, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Nevşehir, Türkiye

2017, İstanbul Fotoğraf Müzesi, Kadırga, İstanbul, Türkiye

Hep böyle düşünerek fotoğrafın tesellisi ile yıllarca çalıştım ve sonunda yerin yedi kat altında* bir fotoğraf sergisi açtım. Burası bir mağara; insan yapısı.. Karanlık bir oda. Adeta Platon’un mağarası.

Bir zamanlar yer altındaki bu derin oyukta yaşayan insanlar uzun zaman dışarıya çıkmadıkları için dışarıda olanlar zihinlerinde oluşturdukları görüntülerden öte bir gerçeklik taşımıyordu. İçerisi ve dışarısı arasındaki bağ sadece havalandırma bacası deliğinden giren ışıktı. Yıllar önce Kapadokya’ya geldiğimde bu mekânlar beni etkisi altına almış ve fotoğraf makinesi ile benzerliğini düşünmeme neden olmuştu. Önündeki camlı delikten içine ışık sızan karanlık bir kutudan ibaret kameramı elime her alışımda çekeceğim fotoğrafın bu mağarada gösterilecek olmasını hayal etmişimdir…

İnsan, içinde bir boşluk duygusu, bir hüzün ya da sıkıntı hissedince, içindeki boşluğu dolduracak bir şey de bulamadığında tabiatın kendi haline benzeyen yerlerine sürüklenir. Uçsuz bucaksız ovalara baktığında tabiat insana bir ayna tutar, içindeki boşluğu yansıtır, ona halinin tabii olduğunu söyler. Orada, uzakta bir dağ vardır, ya da ansızın derin ve uzun bir kanyon çıkar ortaya… Bu karşılaşmalarda sıkıntı meraka, hüzün heyecana dönüşür. Tabiat insana yol gösterir, yeni maceralara sürükler.

Kapadokya, zamanın çok öncesinden beri, çeşitli nedenlerle sürüklenen, savrulan, ürkek ve endişeli ruhları kendine çekiyor, onları çağırıyor, saklıyor ve teselli ediyor. Bu hâldeki bir ruh kendini serbest bırakır, bedenini unutur, onu peşinden sürükler. Yollara düşürdüğü bedenini Kapadokya’nın vadilerinde bulduğunda, orada kendisiyle yüzleşebilir. Kendine olmuş olanla, mekâna olmuş olanın ilişkisini, benzerliğini çözmeye kalkışır. Tabiatı tanımaya ve anlamaya başlar. Kapadokya’nın tabiatı, sonsuz çeşitlilikteki yüzlerini göstererek, kendi içine aldığı insana, onu nasıl etkilediğini, nasıl yönettiğini anlamasına izin verir. Anladığını anlatması için de yol gösterir ve yardım eder. İnsanlar arasında ayrım gözetmez. Aynı etkisini farklı meşguliyetteki veya farklı kişilikteki insanların ruhlarının dünyasına sessiz ve derinden yayar.

Eğer insanın ruhu bir arayış içinde ise Kapadokya’nın gizemli doğasında bulabileceği bir teselli muhakkak vardır. Orada; yanılgı, umut, sabır, sebat, sevinç gibi pek çok kavram birer birer öz anlamlarını açarlar ve yolunu kaybetmiş yolcuların karanlık geleceklerine inanç ışığını yakarlar.